Köşe Yazıları

Başarı Karnede Değil, Çocuğun Ruhunda Ölçülür

Her dönem sonu aynı telaş…

Notlar, ortalamalar, takdir–teşekkür hesapları.

Karnenin rengi, puanın yüksekliği, sıralamadaki yer…

Peki ya çocuk?

O karneyi alan çocuğun ruhu nasıl?

Bir çocuğun başarısını birkaç rakama sığdırmak, koskoca bir insanı tek satırlık bir istatistiğe indirgemek değil midir?

Oysa çocuk dediğimiz varlık; sadece ders çalışan değil, hisseden, korkan, hayal kuran, yorulan bir bütündür.

Bugün birçok çocuk başarılı görünüyor ama iyi hissetmiyor.

Notları yüksek ama kaygısı da yüksek.

Sınıfın en iyilerinden ama geceleri uyuyamıyor.

Takdir belgesi alıyor ama kendini yetersiz hissediyor.

Çünkü başarıyı sadece karnede aradık.

“Bak filancanın notu senden yüksek.”

“Biraz daha çalışsan yaparsın.”

“Bu not sana yakışmadı.”

İyi niyetle söylenen bu cümleler, bir çocuğun zihninde zamanla şuna dönüşür:

“Ben notlarım kadar değerliyim.”

Oysa her çocuk aynı hızda öğrenmez.

Her çocuk matematikte parlamaz.

Her çocuk sınavda kendini gösterebilir diye bir kural yoktur.

Ama her çocuk; – Anlaşılmak ister

– Kıyaslanmak istemez

– Sevilmek için başarılı olmak zorunda kalmak istemez

Bir çocuğun sabah okula giderken midesi ağrıyorsa,

Sınavdan önce nefesi daralıyorsa,

Hata yapmaktan bu kadar korkuyorsa…

Orada bir başarı sorunu değil, ruh yorgunluğu vardır.

Biz çocuklara “En iyisi ol” derken, farkında olmadan “Hata yapma”, “Geride kalma”, “Yetersiz olma” korkusunu da yüklüyoruz.

Ve sonra bu çocuklardan özgüvenli, mutlu, dengeli bireyler olmalarını bekliyoruz.

Gerçek başarı nedir biliyor musunuz?

Bir çocuğun kendini tanımasıdır.

Yapabildiklerini ve yapamadıklarını bilmesidir.

Bir dersten düşük aldığında “Ben aptalım” dememeyi öğrenmesidir.

Çabaladığı hâlde olmadığında kendine kızmak yerine yeniden denemesidir.

Karnesi zayıf olabilir ama merhameti güçlüdür.

Notları orta olabilir ama hayata karşı cesurdur.

Akademik olarak sıradan olabilir ama insan olarak sağlamdır.

İşte asıl başarı budur.

Eğitim sistemi ölçer, sıralar, karşılaştırır. Bu onun doğası.

Ama ailelerin ve eğitimcilerin görevi, çocuğu bu ölçümlerin altında ezdirmemektir.

Çocuğa şunu hissettirebilirsek: “Başarılı olsan da olmasan da değerlisin.”

“Hata yapsan da seviliyorsun.”

“Bu karne senin kim olduğunu anlatmaz.”

İnanın o çocuk hem öğrenir hem iyileşir.

Çünkü mutlu çocuk öğrenir.

Güvende hisseden çocuk gelişir.

Ruhu sağlam olan çocuk, zaten yolunu bulur.

Başarı, karnede yazan bir rakam değil;

Bir çocuğun kendine bakarken hissettiği değerdir.

Eğitim Koçu
Betül Mülayim Taşkıran

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu