
Veliler Yarışırken Çocuklar Nerede?
Bu hafta eğitim gündeminde sıkça duyduğum bir cümle var:
“Hocam, diğer çocuklar çok ileride.”
Bu cümle bir çocuğun cümlesi değil; bir yetişkinin kaygısının ifadesi. Veliler iyi niyetli. Çocuklarının iyiliğini istiyorlar. Ama bazen iyi niyet, fark edilmeden baskıya dönüşebiliyor.
Bugün çocuklar birbirleriyle yarışmıyor aslında. Yarışanlar yetişkinler. Kiminki daha erken okudu, kiminki daha çok net yaptı, kiminki hangi okula girecek… Çocuklar ise bu yarışın ortasında nefes almaya çalışıyor.
Evlerde artık ders konuşulmadan geçen akşamlar azaldı. Sofralarda başarı konuşuluyor, hafta sonları deneme sonuçları değerlendiriliyor. Çocuklar “nasılsın?” sorusunu değil, “kaç net yaptın?” sorusunu daha sık duyuyor.
Oysa her çocuk aynı hızda öğrenmez. Her zihin aynı şekilde çalışmaz. Bir çocuğun yavaş öğrenmesi, eksik olduğu anlamına gelmez. Sadece farklı olduğu anlamına gelir. Eğitimde en büyük hatalardan biri, tüm çocukları tek bir kalıba sokmaya çalışmaktır.
Bu hafta özellikle ilkokul ve ortaokul düzeyinde çocukların kaygı seviyelerinin arttığını gözlemliyoruz.
Bunun nedeni derslerin zorlaşması değil; beklentilerin ağırlaşması. Çocuklar anne babalarının gözündeki hayal kırıklığını hissettiklerinde, derslerden önce özgüvenlerini kaybediyorlar.
Belki de veliler olarak kendimize şu soruyu sormalıyız:
Çocuğumun başarısını mı önemsiyorum, yoksa başaramama ihtimalinin bende yarattığı korkuyu mu?
Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey, karşılaştırılmak değil; anlaşılmaktır.
Eğitim Koçu
Betül Mülayim Taşkıran







