Köşe Yazıları

Anne, Baba ve Çocuk Arasında İletişim: Sağlam Bir Geleceğin Temeli

Bir çocuğun dünyaya gözlerini açtığı andan itibaren tanıdığı ilk ses, ilk dokunuş ve ilk güven kaynağı anne ve babasıdır.

Bu nedenle aile içinde kurulan iletişim, bireyin tüm hayatını şekillendiren en önemli unsurlardan biridir.

Anne, baba ve çocuk arasında sağlıklı bir iletişim kurulmadığında; sevgi, anlayış ve güven zedelenir. Güçlü bir iletişim ise hem bireysel mutluluğun hem de toplumsal huzurun temelini oluşturur.

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi, yaşam temposunun artması ve ekonomik kaygıların çoğalması, aile içi iletişimi giderek zayıflatmaktadır.

Aynı evde yaşayan bireyler, bazen birbirine yabancı hâle gelebilmektedir. Herkesin elinde bir telefon, gözler ekranda, kalpler ise birbirinden uzakta kalmaktadır.

Oysa çocukların en çok ihtiyaç duyduğu şey; anne babalarının ilgisi, dinlemesi ve anlayışıdır.

Anne babalar çoğu zaman çocuklarını sevdiklerini düşünür; ancak bu sevgiyi doğru şekilde ifade edemediklerinde çocuk kendini yalnız hissedebilir.

“Onun iyiliği için” yapılan sert uyarılar, sürekli eleştiriler ve karşılaştırmalar, çocuğun özgüvenini zedeleyebilir.

Sevgi, sadece maddi imkânlarla değil; zaman ayırarak, dinleyerek ve anlayarak gösterilir.

Sağlıklı iletişimin temelinde “dinlemek” vardır. Çocuğun konuşmasına izin vermek, sözünü kesmeden onu anlamaya çalışmak, en büyük ebeveynlik sorumluluklarından biridir.

Çocuklar, anlaşılmadığını hissettiklerinde içine kapanır ya da tepkisel davranışlar sergiler. Oysa dinlenen bir çocuk, kendini değerli hisseder ve ailesine daha çok bağlanır.

İletişimde bir diğer önemli unsur da “empati”dir. Anne babalar, bazen kendi yetişme tarzlarını çocuklarına birebir uygulamaya çalışır.

“Ben böyle büyüdüm, bana bir şey olmadı” anlayışı, her zaman doğru sonuçlar vermez. Her çocuk farklıdır; duyguları, düşünceleri ve ihtiyaçları da farklıdır. Bu nedenle ebeveynlerin, çocuklarının dünyasına girebilmesi, onun gözünden hayata bakabilmesi gerekir.

Aile içinde kurulan iletişim, çocuğun okul hayatını da doğrudan etkiler. Evde kendini güvende hisseden, fikirlerine değer verilen çocuk; okulda daha özgüvenli, daha başarılı ve daha sosyal olur.

Bu noktada, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen rehberlik ve değerler eğitimi çalışmaları da aile-çocuk iletişiminin güçlendirilmesini desteklemektedir.

Ancak en etkili eğitim, her zaman evde başlar.

Anne babaların çocuklarıyla kurduğu iletişimde tutarlılık da büyük önem taşır.

Bugün izin verilen bir davranışın yarın yasaklanması, çocuğun kafasını karıştırır.

Net sınırlar, sevgiyle çizildiğinde çocuk kendini daha güvende hisseder. Disiplin; korkutarak değil, anlatarak ve örnek olarak sağlanmalıdır.

Unutulmamalıdır ki çocuklar, anne babalarının söylediklerinden çok yaptıklarını örnek alır.

Sürekli bağıran bir ebeveynin “bağırma” demesi etkili olmaz. Saygılı, sabırlı ve anlayışlı bir anne baba, farkında olmadan çocuğuna en güzel eğitimi verir. Evde kurulan dil, çocuğun hayata karşı kullandığı dilin aynasıdır.

Aile içi iletişim sadece sorun çıktığında değil, her zaman güçlü tutulmalıdır.

Birlikte yenilen yemekler, yapılan sohbetler, paylaşılan duygular ve ortak zamanlar, bağları kuvvetlendirir.

Özellikle ergenlik döneminde çocukların ailesinden kopmaması için bu bağların önceden sağlam kurulmuş olması gerekir.

Toplumun geleceği, sağlıklı bireylerin yetişmesine bağlıdır.

Sağlıklı bireyler ise sevgi dolu, anlayışlı ve iletişimi güçlü ailelerde yetişir. Türkiye’nin yarınlarını inşa edecek olan çocuklarımızın; özgüvenli, ahlaklı ve sorumluluk sahibi bireyler olabilmesi için aile içi iletişimi güçlendirmek hepimizin ortak görevidir.

Sonuç olarak anne, baba ve çocuk arasında kurulan iletişim; sadece bugünü değil, yarını da şekillendirir.

Sevgiyle kurulan her cümle, sabırla dinlenen her kelime, çocuğun kalbine atılan sağlam bir temel taşıdır. Bu temeller ne kadar güçlü olursa, geleceğimiz de o kadar sağlam olur.

Betül Mülayim Taşkıran

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu