Köşe YazılarıSivas Haberleri

YOLUN KIYMETİNİ BİLMEK

Yolun Kıymetini Bilmek
Karıncaya sormuşlar nereye gidiyorsun diye. O da cevap vermiş. Sevdiğimi görmeye. Demişler ki nasıl yani sevdiğin çok uzaklarda değil mi. O da cevap vermiş. Evet çok uzaklarda olduğunu biliyorum. Ne var yani beni küçük, hor ve hakir mi görüyorsunuz. Ben uzun yolları aşamaz mıyım, sevdiğime gidemez miyim. Herkes gülümseyerek, tamam gidersin de buna ömrün yetmez demişler. Olsun demiş karıncada, ben bu yola baş koydum. Ulaşamazsam da, bu sevda yolunda ölürüm. Gittiğim yollarda iz bırakırım. Yeni yerler görürüm. Durduğum mola yerlerinde sohbet ederim. Yeni fikirler yeni düşünceler öğrenirim. Yeni insanlar tanır, yeni dostlar edinirim. Onlara sevdamdan, sevda yolculuğumdan bahsederim. Asıl hedefim sevdiğime kavuşmak ama daha önemlisi benim için yoldur demiş ve heybesini almış sırtına. Arkasına bakmadan, kendisi hakkında söylenenlere aldırmadan düşmüş yollara. Tabi sonuçta karınca sevdiğine kavuşamamış ama onun yolculuğu bir destan olmuş karıncalar arasında. Yıllarca nesil den nesile aktarılmış onun sevdası ve sevda yolunda yaptığı yolculuğu.
Bu hikayedeki olay hepimizin hafızasında farklı çağrışımlarda bulunmuştur elbette. Gerçeklik örgüsü içerisinde olabilirliği tartışılabilir. Fakat bu olayı, yaşanmışlık kurgusu içerisinde ele aldığımızda, bizlere rehberlik yapabilecek birkaç motto sunması açısından hikâyenin önemli bir anlatı olduğunu düşünüyorum.
Hepimiz hayatta hedefler koyar, planlar yaparız. Zaman içinde hedeflerde değişiklikler, planlarda ise revizyonlar yaparız. Bazen hedefe ulaşmak için çıktığımız yolun değeri süreç içerisinde öyle bir hal alır ki biz bile şaşırır, hayretler içesinde kalırız. Niyetimize göre şekillenen yol, içselleştirildiğimiz oranda anlam kazanır. Yaşam rutinlerimiz arasına onlarca yol arkadaşı girer. Bu yol arkadaşları kimi zaman bir kitap, bir şehir, bir okul, bir seminer olur. Bazen de bir öğretmen, bir arkadaş olur.
Karıncanın dediği gibi “asıl hedefim sevdiğime kavuşmak ama daha önemlisi benim için yoldur”. İşte bizde bu yolda öğrendiklerimiz, gözlemlerimiz, okuduklarımız, düşündüklerimiz, söylemlerimiz, hayallerimizle birlikte gideriz. Gidişimize bazen bir otobüs bazen bir uçak bazen bir vapur bazen de bir tren yarenlik eder. Artık yolu değerli kılan bu yolculukta biriktirdiklerimizdir. Bir planın parçası olarak karşımıza çıkmaz bu birikimler ve yarenlikler. Bir bakış, bir dokunuş, bir yaprak, bir böcek, bir rüzgâr sesi ya da toprağa düşen bir yağmur tıkırtısı ya da kar tanelerinin pırıldayan bembeyaz örtümsü görüntüsü.
Kimimize bir çöl gözükür bu yolculuk. Kimimize bir patika dağ yolu, kimimize dalgalı bir deniz kimimize ise fırtınalı bir okyanus. Kimimize kara bulutlar, yağan yağmurlar, çakan şimşekler veya masmavi sımsıcak bir gökyüzü.
Yolun, hedeflenen şeyden daha değerli olması, bizim baktığımız ve durduğumuz yerde kalemi elimize alıp yazmaya başlayacağımız hikâyenin baş kahramanı ile başlayacak. Yol yürüdükçe de hikâyenin içeriği ve kahramanlarının niteliği ile daha fazla anlam kazanacaktır. Niyetimiz eylemlerimizi şekillendirecek ve ete kemiğe bürünecek. Bir çiçek, bir kulübe, bir ağaç olacak. Bir ressamın tuvaline ilham olacak. Belki bir tablo çıkmayacak bu fırça dokunuşlarından. Burada asıl önemli olan seçilen renkler, renklerin yansıması, ayrıntılar, hissedilenler, oluşan anılar ve duygular.
Yolculuk öyle güzel ki. Onu yaşamayanlar bilmez tabii. Çölde su arayan ve koşturan birini görseniz ne dersiniz. Boşuna heveslenme ve umutlanma, burada su bulamazsın dersiniz. Oysa çölde aranılan suyun, koşturma, umut ve heves için verileceğini unuturuz birçoğumuz çoğu zaman. Başkalarının, boşuna girme bu yola, kestirme yollar var, uğraşmaya değmez diyenlerin sözüne kulak asmadan yol değer kazanmaz. Yolun tadı çıkmaz. Öyleyse karınca gibi yürümeliyiz arkamıza bakmadan. Yol göründü artık.
Öyleyse tadını çıkartın. Arkanıza bakmadan arkanıza yaslanın. Yolculuk başlıyor.
Görülmeye değer çok yer, okunmaya değer çok kitap, konuşulmaya değer çok fazla fikir ve düşünce var. Tanımaya değer çok fazla kahraman var. Yeter ki arayın. Ne demişler, aramakla bulunmaz ama bulanlar hep arayanlardır.
Yolun değerini bilenlerden olmak dileği ile. Yolunuz açık olsun. İyi yolculuklar.

Ahmet Dağüstü

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu