Köşe Yazıları

Sosyal Medyada Mutlu, Evde Yorgun Eşler

Paylaşılan mutluluk ile yaşanan gerçek arasındaki uçurum.

Sosyal medyada mutlu evliliklere bakınca insanın içinden şu geçiyor: “Demek ki herkes yolunu bulmuş.” Gülümseyen yüzler, uyumlu çift pozları, “iyi ki”li paylaşımlar…

Oysa danışmanlık odasında manzara bambaşka. Aynı karede el ele görünen eşler, evde birbirine sırtını dönerek uyuyor. Görünen mutlulukla yaşanan gerçek arasında giderek büyüyen bir uçurum var

Bu uçurum tesadüf değil. Sosyal medya, ilişkilerin vitrini oldu. Vitrinde düzen, uyum ve neşe sergileniyor; arka odada ise yorgunluk, kırgınlık ve söylenememiş cümleler birikiyor. Sorun şu ki, vitrinde kalmak için harcanan enerji, ilişkiye harcanması gereken enerjinin önüne geçiyor.

Bugün birçok çift, mutlu görünmeyi mutlu olmaya tercih ediyor. Çünkü görünmek ölçülebilir: beğeni sayısı, yorumlar, kalpler… Gerçek mutluluk ise sessizdir; kanıt istemez ama emek ister. O emeği vermek zor gelir. Onun yerine bir fotoğraf paylaşılır, bir hikâye atılır ve “idare ediyoruz” hissi geçici olarak bastırılır.

Evdeki yorgunluğun asıl kaynağı çoğu zaman yoğunluk değil, temassızlıktır. Gün boyu mesajlaşan, ama akşam aynı masada oturup birbirinin gözünün içine bakmayan eşler var. Her şey konuşulmuş gibi ama hiçbir şey gerçekten konuşulmamış. Çünkü duygular filtresizdir; paylaşılması risklidir. Sosyal medyada kontrol bizdedir, evlilikte değil.

Bir başka mesele de karşılaştırma tuzağı. Sürekli “başka” evlilikleri izlemek, insanı kendi ilişkisine karşı acımasızlaştırır. Kimse o fotoğrafın öncesini ve sonrasını bilmez. Ama beyin bilmediğini sorgulamak yerine, gördüğünü gerçek kabul eder. Sonra da evdeki eşe şu soruyu sormadan edemez:

“Biz neden böyle değiliz?” Oysa soru yanlış yerden sorulmuştur. Asıl soru şudur: “Biz ne zamandır gerçekten birbirimize bakmıyoruz?”

Danışmanlıkta sık duyulan bir cümle var: “Aslında büyük bir sorunumuz yok.” Ardından gelen sessizlik her şeyi ele verir. Büyük sorunlar değil, küçük ihmaller bitirir ilişkileri. Günaydın dememek, günün nasıl geçtiğini sormamak, yorgunluğu paylaşmamak… Sosyal medyada mutlu görünen birçok çift, evde bu küçük temasları çoktan kaybetmiştir.

Yorgun eşler, genelde sevgisiz değil; anlaşılmamış eşlerdir. Anlaşılmadığını hisseden insan savunmaya geçer, susar ya da uzaklaşır. Bu uzaklık zamanla normalleşir. Normalleşen her şey ise sorgulanmaz. Ta ki biri “Artık böyle yaşamak istemiyorum” diyene kadar.

Belki de artık şunu dürüstçe sormanın zamanı gelmiştir:

Biz evliliğimizi mi yaşıyoruz, yoksa sergiliyor muyuz?

Mutluluk paylaşılabilir elbette. Ama yaşanmayan bir mutluluğun paylaşımı, ilişkiye değil egoya hizmet eder. Gerçek bağ, kameranın kapalı olduğu anlarda kurulur. Evlilik, alkışlanan bir sahne değil; emek verilen bir alandır.

Belki de en devrimci adım, bir gün paylaşım yapmamak…

O gün, eşinin yanına oturup gerçekten “Nasılsın?” diye sormak.

Cevabı duyabilecek kadar da orada kalmak.

İlgili Makaleler

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu