Köşe Yazıları

Sofrada Değil, İlişkide Bereket

Ramazan ayı geldiğinde evlerde bir hazırlık başlar. Listeler yapılır, mutfaklar hareketlenir, sofralar zenginleşir. Fakat çoğu zaman gözden kaçan bir gerçek vardır: Bereket, masadaki çeşit sayısıyla değil, masanın etrafındaki gönül birliğiyle ölçülür.

Evlilikte en büyük yanılgılardan biri şudur: “Biz zaten aynı evdeyiz, daha ne olsun?”

Oysa aynı çatı altında yaşamak, aynı duyguda buluşmak anlamına gelmez.

Ramazan, işte bu farkı fark etme ayıdır. Gün içinde açlığa sabreden insan, akşam en yakınındakine sabırsız davranıyorsa burada düşünmemiz gereken bir çelişki yok mu?

İftar saatine doğru artan gerilimi hepimiz biliriz. Açlık eşiği düşürür, yorgunluk tahammülü azaltır. Ama tam da o anda karakter devreye girer. Ses tonunu bilinçli olarak yumuşatmak, kırıcı bir cümleyi yutabilmek, ortamı sakinleştirebilmek… İşte gerçek irade burada başlar. Oruç sadece mideyi değil, dili de terbiye etmeli.

Evlilikte mesele haklı olmak değildir; anlaşılabilir olmaktır. “Ben daha çok yoruldum” cümlesi ilişkiye katkı sağlamaz. Asıl güç, “Sana nasıl destek olabilirim?” diyebilmekte saklıdır. Ramazan, empatiyi pratik yapma ayıdır. Çünkü aile içinde rekabet değil, dayanışma büyütür.

Bir başka önemli konu da şu: Küçük ihmaller birikir. Söylenmeyen teşekkürler, ertelenen özürler, fark edilmeyen yorgunluklar… Ramazan bu birikimi azaltmak için güçlü bir fırsattır.

Belki uzun süredir konuşulmayan bir mesele sakin bir dille ele alınabilir. Belki bir gönül alma cümlesi, aylarca süren mesafeyi kapatabilir.

Çocuklar için Ramazan bir hatıradır. Onlar iftar sofrasındaki yemekleri değil, evdeki atmosferi hatırlar. Eğer sofrada huzur varsa, bu ay onların hafızasında güven olarak yer eder.

Eğer gerginlik varsa, Ramazan onlar için sadece aç kalınan bir dönem olur. O yüzden ebeveynlerin sabrı, bu ay daha da kıymetlidir.

Kendimize dürüst olalım: Bu ay gerçekten neyi azaltıyoruz?

Sadece tüketimi mi, yoksa egoyu da mı?

Çünkü ilişkilerde en büyük israf, kontrolsüz öfkedir. En büyük bereket ise anlayıştır. Affedebilmek, özür dileyebilmek, dinleyebilmek… Bunlar zayıflık değil, olgunluktur.

Ramazan bir tamir zamanıdır. Kırılan yerleri onarma, ihmal edilen duyguları besleme, sessizleşen sevgiyi yeniden görünür kılma zamanıdır. Bu ayı sıradan geçirmek kolaydır. Ama bilinçli yaşamak emek ister. Sorunları görmezden gelmek değil, sakin bir dille ele almak cesaret ister.

Unutmayalım: Sofra ne kadar zengin olursa olsun, eğer kalpler yorgunsa bereket eksik kalır. Ama kalpler huzurluysa, sade bir masa bile doyurucudur.

Bu Ramazan sofranızı büyütmekten önce ilişkinizi büyütün. Çünkü gerçek bereket tabakta değil; sabırda, anlayışta ve sevgidedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu