Ramazan’da Gebelikte Oruç Riskli mi? Uzmanından Kritik Uyarı: İlk ve Son 3 Ayda Dikkat!
Ramazan’da hamilelikte oruç güvenli mi? Uzmanlar ilk ve son 3 ay için uyarıyor. Riskli gebeliklerde ciddi sonuçlar olabilir.
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte hamile kadınların oruç tutup tutamayacağı yeniden gündeme geldi. Sivas Medicana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Nadir Cömert, özellikle gebeliğin ilk ve son üç ayında orucun önerilmediğini belirterek, riskli gebeliklerde düşük ve anne karnında kayıplar yaşanabileceği uyarısında bulundu. Kronik hastalığı olan anne adaylarının ise mutlaka doktor kontrolünde hareket etmesi gerektiğini vurguladı.

Alt Başlıklar
Ramazan’da Gebelikte Oruç Konusu Yeniden Gündemde
Ramazan ayının başlamasıyla birlikte toplumun farklı kesimlerinde olduğu gibi anne adayları arasında da “Hamilelikte oruç tutulur mu?” sorusu yeniden gündeme geldi. Özellikle gebelik sürecini sağlıklı geçirmek isteyen kadınlar, orucun hem kendi sağlıklarını hem de bebeklerinin gelişimini nasıl etkileyeceğini merak ediyor. Bu kapsamda değerlendirmelerde bulunan Sivas Medicana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Nadir Cömert, gebeliğin her döneminde aynı yaklaşımın geçerli olmadığını belirterek, sürecin mutlaka bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Uzmanlara göre gebelikte oruç kararı; annenin mevcut sağlık durumu, gebeliğin haftası ve olası risk faktörleri dikkate alınarak verilmelidir. Bu konuda detaylı bilgilere Sağlık Bakanlığı’nın resmi internet sitesi olan (https://www.saglik.gov.tr) adresinden de ulaşılabiliyor.
Gebeliğin İlk 3 Ayında Oruç Neden Önerilmiyor?
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Nadir Cömert, gebeliğin ilk trimester olarak adlandırılan ilk üç aylık döneminin, bebeğin organ gelişimi açısından kritik bir süreç olduğunu vurguladı. Bu dönemde embriyonun temel organ sistemleri şekillenirken, annenin düzenli ve dengeli beslenmesi büyük önem taşıyor.
Uzun süreli açlık ve susuzluk, kan şekeri dengesinde dalgalanmalara yol açabiliyor. Özellikle uzun saatler süren açlıkta kan şekeri düşüşü sonrası yağ hücrelerinin yıkımı başlıyor ve buna bağlı olarak keton üretimi artıyor. Keton düzeyinin yükselmesi ise bazı durumlarda bebeğin gelişimini olumsuz etkileyebiliyor.
Cömert, bu nedenle ilk üç ayda oruç tutulmasının genel olarak önerilmediğini belirterek, “Organ gelişiminin yoğun olduğu bu dönemde annenin yeterli ve dengeli beslenmesi esastır” dedi.
Son 3 Ayda Artan Besin İhtiyacı ve Oruç Riski
Gebeliğin son trimesteri olarak bilinen son üç aylık dönem de uzmanlara göre dikkat edilmesi gereken bir başka süreç. Bu dönemde hem annenin hem de bebeğin besin ihtiyacı belirgin şekilde artıyor. Protein, vitamin, mineral ve özellikle glikoz gereksinimi yükseliyor.
Anne adayının gün boyu süren açlık ve susuzluk yaşaması, hem kendi metabolik dengesini hem de bebeğin gelişimini etkileyebiliyor. Özellikle amniyon sıvısı olarak bilinen ve bebeğin içinde bulunduğu sıvının dengesi, annenin sıvı alımıyla doğrudan ilişkili olabiliyor.
Nadir Cömert, uzun süreli sıvı kısıtlamasının amniyon sıvısını etkileyebileceğini belirterek, “Son üç ayda hem bebeğin hem de annenin beslenmeye olan ihtiyacı artar. Bu nedenle bu dönemde oruç genellikle önerilmez” ifadelerini kullandı.
Ara Dönem Daha Uygun Olabilir mi?
Uzmanlara göre gebeliğin ikinci trimesteri, yani dördüncü ile altıncı aylar arası dönem, bazı anne adayları için oruç açısından daha tolere edilebilir bir süreç olabilir. Ancak bu durum her gebe için geçerli değildir.
Cömert, bu dönemde dahi mutlaka bireysel değerlendirme yapılması gerektiğini vurgulayarak, “Ara dönem belki daha uygun bir zaman olabilir. Ancak hastanın özel durumu mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır” dedi.
Bu noktada özellikle riskli gebelikler konusunda detaylı bilgilere yer verilen sağlık içeriklerine sağlık haberleri kategorisinden de ulaşılabiliyor.

Kronik Hastalığı Olan Gebelere Net Uyarı
Uzman Cömert, kronik hastalığı bulunan anne adayları için daha net bir uyarıda bulundu. Kalp hastalığı, hipertansiyon, diyabet, böbrek hastalığı veya karaciğer hastalığı gibi kronik rahatsızlıkları olan gebelerin oruç tutmasının önerilmediğini belirtti.
Bu hastalıkların, gebelik sürecini zaten riskli bir hale getirebildiğini ifade eden Cömert, uzun süreli açlık ve susuzluğun tabloyu daha da ağırlaştırabileceğini söyledi. Özellikle diyabet hastalarında kan şekeri dengesizliğinin hem anne hem de bebek açısından ciddi sonuçlara yol açabileceği biliniyor.
Riskli gebelikler konusunda detaylı değerlendirme ve yönlendirme için il sağlık müdürlüklerinin resmi siteleri üzerinden de bilgi alınabiliyor. Örneğin (https://sivasism.saglik.gov.tr) adresi bölgesel bilgilere erişim sağlıyor.
Riskli Gebeliklerde Olası Sonuçlar
Nadir Cömert, özellikle riskli gebeliklerde uzun süreli açlık ve susuzluğun ciddi sonuçlar doğurabileceğini belirtti. “Riskli gebeliklerde hem anne karnında kayıplar hem de düşük gibi durumlarla karşılaşabiliyoruz” diyen Cömert, bu nedenle doktor kontrolü olmadan karar verilmemesi gerektiğini vurguladı.
Anne adaylarının “Oruç tutabilir miyim?” sorusuna tek tip bir yanıt vermenin mümkün olmadığını ifade eden uzmanlar, her gebeliğin kendi içinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Diyetisyen ve Kadın Doğum Uzmanı İş Birliği Önerisi
Oruç tutmak isteyen anne adayları için uzmanlar, sürecin mutlaka bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile birlikte planlanmasını öneriyor. Ayrıca bir diyetisyen desteği alınmasının da faydalı olabileceği ifade ediliyor.
İftar ve sahurda nasıl beslenilmesi gerektiği, hangi besinlerin tercih edilmesi gerektiği ve sıvı tüketiminin nasıl dengeleneceği gibi konular profesyonel destekle planlandığında olası riskler azaltılabiliyor.
Sonuç olarak uzmanlar, gebelikte oruç kararının bireysel, tıbbi ve dikkatli bir değerlendirme sonucunda verilmesi gerektiği konusunda hemfikir. Özellikle ilk ve son üç aylık dönemlerde daha temkinli olunması gerektiği vurgulanıyor.







