Köşe Yazıları

Nurullah Tart’ın Sessiz Çığlığı ve Topluma Yansıyan Sorumluluk

Viranşehir’de yaşanan saldırı sonucu öğretmen Nurullah Tart’ın hayatını kaybettiğini öğrendiğimiz an, kelimeler anlamını yitirdi. Eğitim emekçilerinin varlığı çoğu zaman göz önünde değildir; fakat yoklukları geniş bir boşluk yaratır. Tart’ın ölümü de tam olarak böyle bir eksiklik hissi bıraktı.

Görevini sakin  duruşla sürdüren, öğrencileri tarafından sevgiyle anılan bir eğitimcinin yaşamının şiddetle son bulması, toplumda derin  yaraya dönüştü. Olayın aydınlatılması için yürütülen soruşturmanın titizlikle ilerlemesi kadar, sürecin şeffaf kalması da kamu vicdanı açısından önem taşıyor.

Çünkü insanlar, belirsizliğin devam ettiği her gün adalet duygusundan uzaklaşıyor.

Okullarda oluşan sessiz hava, yalnızca bir kaybın yası değil; aynı zamanda dayanışma ihtiyacının göstergesi. Öğrenciler, alıştıkları yüzün artık sınıflarda olmayacağını kabullenmeye çalışırken, meslektaşları da görevlerine devam ederken içlerinde taşıdıkları ağırlığı fazlasıyla hissediyor.

Herkesin ortak beklentisi net: Saldırının tüm yönleri açıklığa kavuşsun, sorumlular hukuk karşısında gereken karşılığı alsın.

Bu ülkede eğitimcilerin değeri çoğu zaman konuşulmaz; ancak yaşanan bu acı olay, toplumun dikkatini yeniden bu gerçeğe yöneltti. Tart’ın ardından yükselen adalet talebi yalnızca ailesine ait değil; sessiz çoğunluğun içinden yükselen güçlü bir ses hâline geldi.

Çünkü hukuki süreç tamamlandığında ortaya çıkacak sonuç, sadece bir dosyanın kapanması anlamına gelmeyecek; toplumsal güven duygusunun tamir edilmesine de katkı sunacak.

Nurullah Tart’ın ardından geriye kalan, insanlara ilham veren duruluğu ve öğrencilerine dokunan emeğidir. Bu emeğin hatırasını yaşatmanın yolu, olayın karanlıkta kalmamasından geçiyor.

Adaletin sağlanması, hem onun anısına duyulan saygının gereği hem de toplum olarak kendimize borcumuzdur.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu