Köşe Yazıları

Kültürel Çürümenin Teşhirli  Balosu

Türkiye’de sahneye çıkan bazı isimler sanatçı değil; küresel kültür endüstrisinin pazarladığı vitrin mankenleridir. Hadise, Gülşen, Hande Yener ve Manifesto gibi figürler; “sanat” perdesi altında aslında genç kuşakların zihnini, ruhunu ve estetik ufkunu körelten birer reklam tabelasından ibarettir.

Onlar için sahne, düşüncenin ve estetiğin mekânı değil; bedenin ve sansasyonun pazara sürüldüğü bir sergi alanıdır. Gençlere “idol” diye yutturulan bu isimler, aslında yarının kültürel yıkım mühendisleridir. Gençlik özgürleşmiyor; tam tersine hafızası çalınıyor, kimliği törpüleniyor, ruhu esir ediliyor. Üstelik bütün bu yozlaşma, “özgürlük”, “modernlik” ve “asi ruh” gibi parlak ama içi boş sloganlarla pazarlanıyor.

Hadise’nin yaptığı müzik değil; beden teşhiri ve sahte şovlarla süslenmiş bir ticari pazar oyunudur. Gülşen’in yaptığı sanat değil; provokatif laflarla satılan yapay bir cesaret gösterisidir. Manifesto’nun yaptığı müzik değil; endüstrinin paketlediği ve “isyan” diye sunduğu kof bir gösteriden ibarettir.

Bugün Türkiye’nin popüler kültür sahnesinde gördüğümüz şey, sanatın değil kültürel çürümenin maskeli balosudur. Her biri farklı maskeler taksa da ortak amaçları aynıdır: gençliği yüzeyselliğe hapsetmek ve kültürü hızla tüketilen bir metaya indirgemek.

Alkışlarla yüceltilen bu figürler, aslında yarının kültürel çöküşünün öncüleri olarak tarihe geçecektir. Çünkü ürettikleri şey sanat değil; ruhsuz, yapay ve parıltılı bir erozyondur. Onları alkışlayanlar farkında olmadan kendi kültürünün mezar taşını elleriyle dikmektedir.

Gerçek sanatçı; halkının değerlerini hiçe sayan değil, onları daha yüce kılan, topluma güzellik ve anlam armağan eden kişidir. Sanatın özü; estetik, derinlik ve anlamdır. Beden pazarıyla, ucuz şovlarla, yapay skandallarla sanat kirletilemez.

Sonuç nettir: Hadise’nin pazar şovu, Gülşen’in sahte özgürlüğü ve Manifesto’nun yapay başkaldırısı aynı çarkın dişlileridir. Bu çarkın amacı bellidir: sanatın ruhunu öldürmek, kültürü tüketime indirgemek, gençliği yüzeyselliğe zincirlemek.

Ve çıplak gerçek şudur: Bu isimler üretmiyor; tüketiyor. Ufuk açmıyor; gençliği imaj çöplüğüne, tek gecelik gündemlerin esaretine ve boş şöhretlerin köleliğine sürüklüyor. En tehlikelisi ise bütün bu yozlaşmanın “özgürlük” söylemiyle süslenmesidir.

Özgürlük diye sunulan şey, aslında pazarın tek tip dayatmasıdır: tüketime hazır bedenler, slogana indirgenmiş şarkılar, sığ bir haz kültürü. Gençlik özgürleşmiyor; aksine popüler kültürün en ucuz kalıplarına zincirleniyor.

Bu isimler sahneye çıktıkça kültürümüz biraz daha çürüyor. Onları alkışlayan her el, aslında kendi kültürünün cenazesine vurulan bir tokmaktan farksızdır. Biz ise bu yozlaşmayı reddediyor; sanatın özüne, hakikatine ve estetik onuruna dönülmesi gerektiğini haykırıyoruz.Sanatın şerefini kirleten bu sahte figürlere karşı durmak, sadece estetik bir tercih değil; kültürel bir sorumluluktur. Çünkü sahte şöhretlerin gürültüsü geçici, gerçek sanatın sesi ise kalıcıdır. Ve er ya da geç, toplum hakikati sahte olanın üstünden silip atacaktır.

Türkiye’de sahneye çıkan bazı isimler sanatçı değil; küresel kültür endüstrisinin pazarladığı vitrin mankenleridir. Hadise, Gülşen, Hande Yener ve Manifesto gibi figürler; “sanat” perdesi altında aslında genç kuşakların zihnini, ruhunu ve estetik ufkunu körelten birer reklam tabelasından ibarettir.

Onlar için sahne, düşüncenin ve estetiğin mekânı değil; bedenin ve sansasyonun pazara sürüldüğü bir sergi alanıdır. Gençlere “idol” diye yutturulan bu isimler, aslında yarının kültürel yıkım mühendisleridir. Gençlik özgürleşmiyor; tam tersine hafızası çalınıyor, kimliği törpüleniyor, ruhu esir ediliyor. Üstelik bütün bu yozlaşma, “özgürlük”, “modernlik” ve “asi ruh” gibi parlak ama içi boş sloganlarla pazarlanıyor.

Hadise’nin yaptığı müzik değil; beden teşhiri ve sahte şovlarla süslenmiş bir ticari pazar oyunudur. Gülşen’in yaptığı sanat değil; provokatif laflarla satılan yapay bir cesaret gösterisidir. Manifesto’nun yaptığı müzik değil; endüstrinin paketlediği ve “isyan” diye sunduğu kof bir gösteriden ibarettir.

Bugün Türkiye’nin popüler kültür sahnesinde gördüğümüz şey, sanatın değil kültürel çürümenin maskeli balosudur. Her biri farklı maskeler taksa da ortak amaçları aynıdır: gençliği yüzeyselliğe hapsetmek ve kültürü hızla tüketilen bir metaya indirgemek.

Alkışlarla yüceltilen bu figürler, aslında yarının kültürel çöküşünün öncüleri olarak tarihe geçecektir. Çünkü ürettikleri şey sanat değil; ruhsuz, yapay ve parıltılı bir erozyondur. Onları alkışlayanlar farkında olmadan kendi kültürünün mezar taşını elleriyle dikmektedir.

Gerçek sanatçı; halkının değerlerini hiçe sayan değil, onları daha yüce kılan, topluma güzellik ve anlam armağan eden kişidir. Sanatın özü; estetik, derinlik ve anlamdır. Beden pazarıyla, ucuz şovlarla, yapay skandallarla sanat kirletilemez.

Sonuç nettir: Hadise’nin pazar şovu, Gülşen’in sahte özgürlüğü ve Manifesto’nun yapay başkaldırısı aynı çarkın dişlileridir. Bu çarkın amacı bellidir: sanatın ruhunu öldürmek, kültürü tüketime indirgemek, gençliği yüzeyselliğe zincirlemek.

Ve çıplak gerçek şudur: Bu isimler üretmiyor; tüketiyor. Ufuk açmıyor; gençliği imaj çöplüğüne, tek gecelik gündemlerin esaretine ve boş şöhretlerin köleliğine sürüklüyor. En tehlikelisi ise bütün bu yozlaşmanın “özgürlük” söylemiyle süslenmesidir.

Özgürlük diye sunulan şey, aslında pazarın tek tip dayatmasıdır: tüketime hazır bedenler, slogana indirgenmiş şarkılar, sığ bir haz kültürü. Gençlik özgürleşmiyor; aksine popüler kültürün en ucuz kalıplarına zincirleniyor.

Bu isimler sahneye çıktıkça kültürümüz biraz daha çürüyor. Onları alkışlayan her el, aslında kendi kültürünün cenazesine vurulan bir tokmaktan farksızdır. Biz ise bu yozlaşmayı reddediyor; sanatın özüne, hakikatine ve estetik onuruna dönülmesi gerektiğini haykırıyoruz.Sanatın şerefini kirleten bu sahte figürlere karşı durmak, sadece estetik bir tercih değil; kültürel bir sorumluluktur. Çünkü sahte şöhretlerin gürültüsü geçici, gerçek sanatın sesi ise kalıcıdır. Ve er ya da geç, toplum hakikati sahte olanın üstünden silip atacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu