Köşe Yazıları

Keçiören’de Şaşkınlık Yaratan Görüntüler: Çocuklarımız Dijital Leviathan’a mı Kurban Ediliyor?

Ankara Keçiören’den bir takipçimizin gönderdiği video, toplum olarak nasıl bir uçuruma sürüklendiğimizi bir kez daha gözler önüne serdi. Görüntülerde çocukların para karşılığı birbirleriyle dövüştürüldüğü, üstelik bir “maç atmosferi” yaratılarak şarkılar eşliğinde eğlence gibi sunulduğu görülüyor. Çocukların şiddete maruz kaldığı bu rahatsız edici tablo, yalnızca şaşkınlık değil, derin bir kaygı uyandırıyor:

Çocuklarımıza ne oluyor? Daha önemlisi: Ebeveynler nerede?

Bu soruyu artık fısıldayarak değil, yüksek sesle sormamız gerekiyor. Çünkü ortada sadece çocukların değil, yetişkinlerin de içine düştüğü büyük bir farkındalık çöküşü var. Ebeveynler sanki görünmezlik gözlüğü takmış, olup biteni görmezden gelerek çocukları şiddetin, dijital eğlence kültürünün ve para–eğlence döngüsünün arasında yapayalnız bırakmış durumda.

Bugün çocuklar; sosyal medyanın, kolay eğlence kültürünün ve tıklanma uğruna çekilen videoların ortasında savunmasızlar. Oyun kültürü, empati ve sağlıklı iletişim yerine şiddetin normalleştiği bu “seyirlik ortamlara” itilmeleri kabul edilemez. En acısı ise şu: Bu trajedinin sessiz izleyicileri yine biz yetişkinleriz.

Ebeveynler, çocuklarının eline telefon tutuşturup suskunluğu huzur sanıyor; oysa aslında çocukluklarının çığlığını bastırıyorlar. Sorumluluklarını ekranlara devrediyor, “aman oyalansın” diyerek çocuklarını dijitalizmin devasa Leviathan’ına doğru itiyorlar.

Unutmayalım:

Çocuklar sadece geleceğimiz değil; bugünümüzün de en korunmasız emanetleri.

Onları ihmal ettiğimizde aslında geleceğimizi değil, bugünümüzü kaybediyoruz.

Çağrımız açıktır:

Çocuklarımızı şiddetin eğlence gibi sunulduğu ortamların, tıklanma ekonomisinin ve dijital çukurun insafına kurban etmeyelim. Ekranların soğuk ışığı, bir çocuğun güvenliğini, ruhunu ve gelişimini gölgelememeli.

Çocuklarımız kayboluyor.

Ve biz görmezden geldikçe bu kayıp büyüyor.

Artık sorumluluk alma zamanı:

Leviathan’dan çocuklarımızı geri çekmek bizim elimizde.

Çocuklarımız dijital gürültünün içinde kayboluyor; ama onların sesi hâlâ duyulabilir. Dijital gürültüyü kısmak, çocuğun sesini duymaktır ve gerçek ebeveynlik görünürlük ister: Çocuğuna dön, ekrana değil. Onları izleme kültürüne bırakmak, yalnızca kayıplarımızı büyütür.

Bunun yerine güvenli bir kültüre taşımalı, birlikte oynayan çocukların şiddeti değil, dostluğu öğrenmesini sağlamalıyız. Dijitalin karanlığı ne kadar yoğun olursa olsun, ebeveynin ışığı her gölgeyi aşacak güçtedir. Bugün adım atmazsak kaybederiz; ışığı tutuğumuz sürece çocuklarımız hâlâ bizimle ve güvendedir.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu