
Kayıp Kıta Mu 2 : Medeniyetin Başlangıç Yeri Olabilir mi?
‘’ Yolunda yürüyen yolcu, yalnız ufkunu değil, ufkun ötesini de görebilmelidir.’’
Mustafa Kemal Atatürk
Kayıp Kıta Mu ne kadar bilimsel araştırmalar yapılıp üzerine tezler ve kitaplar yazılsa da hâlâ bir varsayım olarak kabul edilmektedir.
Bazı araştırmalarda ilk insanın Mu kıtasında var olduğuna dair varsayımlarda bulunulmuştur. İnsanın yeryüzünde zuhuru ve ilk olarak ortaya çıktığı yer ki buradan, ‘’insanın anavatanı’’ söz ediliyordu.
Mu’nun kutsal sembollerinden Narayana… (yedi başlı yılan) ve tabletlerde insan figürünü bir geyiğe de benzetmektedirler. İnsanın yeryüzündeki ilk yurdu şu anda Pasifik Okyanusu’nun tabanını oluşturmaktadır. Bu bilimsel araştırmalarla doğrulanmıştır.
Darwin’in evrim teorisi hala bazı bilim adamlarının tartışılan en geçerli sayılan Evrim Teorisi’dir. Mu kıtasının araştırmacılarına göre insan özel yaratılmış yaratıklardır ki dinimize göre de bu böyledir. Fakat ders kitaplarımızda bir evrim teorisi varken neden Mu kıtasının gerçekleri üzerinde hiç durulmamıştır.?
Atatürk’ün Mu kıtası hakkında yaptığı araştırmalarda Tahsin Bey’in ilk 6 raporu kayıptır. Neden kayıp olduğu da henüz bir muamma. Diğer araştırma raporlarında Mu kıtasında medeniyetlerin, dinin, ilk kullanılan alfabenin ve hatta İslam dininin benzerliğine rastlanmıştır.
Dil de benzerlikler;
Tahsin Bey, Naakal tabletlerinde Uygur alfabesi ile benzerliğine çok şaşırmıştır. Uygur alfabesi ile o dönemde var olduğuna inanılan Mayaların sözcüklerinde karşılaştırmalar yapmıştır. Tüm diller Mu’da doğmuş ve dünyaya yayılmıştır der Churchward.
Dinde benzerlikler ;
Churchward, Kur-an’da geçen sure başlangıçlarındaki ilk kelimeler olan Ta-ha, Ha-Mim, Yasin gibi kelimelerin anlamlarını Mu diline ait eski sözcüklere benzetmiştir. Bu konuda dini âlimler bile henüz bu kelimelerin ne anlama geldiği konusunda hiçbir bilgi verememiştir. Bu kelimelerin anlamı sadece Allah’ın (c.c.) bilgisinde saklıdır.
Medeniyet, tıp, astronomi, matematik alanında bundan binlerce yıl önce aslında her şeyin bilindiğini düşünebiliyor musunuz? Teknoloji belki de şu anki yaşadığımız yüzyıldan daha ileri bir durumdaydı. Mu kıtasında denizciliğin oldukça gelişmiş olduğuna dair bilgilere rastlanmıştır.
Mu kıtasının tapınak ve bilim merkezli bilinen yedi kutsal şehrin çoğu büyük nehirler arasında yer aldığı bu bilgiyi de desteklemektedir. Havada uçabilen nesneler hakkında araştırmacılar bazı bilgilere ulaşmıştır. Şu günlerde bile Mısır’da var olan piramitlerin nasıl inşa edildiği tartışma konusu. Sizce de o dönemlerde teknolojinin çok gelişmiş olduğundan bahsetmek çok da zor olmasa gerek.
Türk Tarih Tez’ine göre Türkler dünyanın dört bir yanına Orta Asya’dan yayılmıştır. Tahsin Bey’in tezi Uygur Türkleri ve Sümerlerin Mu’dan çıkarak Amerika’ya geçmiç olma olasılığıdır. Bu tezin gerçekliği sizce ne kadar doğru? Tabi ki bu boş bir tez değildir. Tahsin bey araştırmacı Churcward’in tezlerini inceleyerek elde ettikleri bilgileri raporlayıp Atatürk’e sunmuştur.
Her ne kadar Tahsin Bey, bu araştırmaları resmi kaynaklarla Atatürk’e kanıtlamaya çalışmış olsa da Atatürk bu konu üzerine çok düşünmüştür. Bazı raporlarına katılmadığını ve artık devam etmemesini de söyleyerek araştırmayı sonlandırmıştır. Atatürk tüm raporları ve yazılan kitapları tek tek incelemiştir.
Bu araştırmalar da Atatürk’ün Mu ile ilgilenmesi bilime olan merakını ortaya koyuyor. Bilgiyi araştırmak, merak etmek tüm insanlığın doğruları öğrenmek için çaba göstermesi gerekir.
Atatürk’ün bu araştırmaları bize örnek teşkil etmektedir. Acaba üstüne bastığımız bu yeryüzünde ne medeniyetler yaşanmıştır ve yok olmuştur. Nitekim de bugün Anadolu’da ortaya çıkan Göbekilitepe bulguları Atatürk’ün bu düşüncelerinde haklı olduğunu göstermektedir. Piramitler nasıl inşa edildi diye düşünen insanoğlu demek ki bunu inşa edebilen bir teknolojinin de var olduğuna da inanması şaşırtıcı değildir.
Son olarak Mu kıtası nasıl yok oldu?
Bilim insanlarına göre MÖ 10-12 bin yıllarında tüm gezegende iklimi değiştiren büyük bir doğal felaket yaşanmıştı. Müthiş bir gürültüyle çöktü. Ateşle beraber cehennemin ağzına kadar indi. Mu, 64 milyon nüfusu ile ateşe kurban oldu.
Mayaların kitabında (Chiliam Baalam) ;
‘’Gökyüzünün yere doğru eğildiği, büyük bir fırtınanın çıkarak güneşin ışığını yok ettiği ve her şeyi toprağın altına gömdüğü’’ belirtilmiştir.
İddiaya göre Mezopotamya uygarlıklarında MÖ 2000’li yıllarda yazılan ‘’Baal Yıldızı’ adlı yazıtta Mu’nun yıkılışını şöyle ifade etmişlerdi:
Baal yıldızı düştüğü zaman yedişehir, altın kuleleri ile saydam duvar mabetleriyle günlerce sallandı; ateş ve duman yükseliyordu. Ölenlerin feryatları yükseliyordu .
Churhward kitaplarında Mu kıtasının sular altında kalışını resmetmiştir. Tapınaklar, saraylar , harika sanatlar, ilimleri ve tüm sırlarıyla Mu kıtası sular altında yok olmuştur.
Bir dipnot gibi şu bilgiyi de ekleyeyim;
Meksika’da Palenk Piramiti’nin duvarında Mu kıtasının yıkılışını şöyle yazmıştır:
6 Kaan yılı, Zak ayının II Maluk günü başlayan korkunç yer sarsıntısı 13 Şuen’e kadar devam etmiştir. Mu ülkesi iki kere kalktıktan sonra bir gece çöktü, üstüne sular kapandı. 64 milyon insanın ölümüne sebep oldu. ( O günden sonra ‘’ 13 ‘’ sayısı bazı ülkelerde uğursuz rakam olarak kabul edilmiştir.)







