Devlet adamlığı mı, Yanılsama mühendisliği mi?
“Dostum” dediğin insanın, zaferde yanında durup tören fotoğrafında seni kadrajdan kesmesi… Türkiye’nin emeğini görmezden gelip ABD’ye jest yapmak; sadece haksızlık değil, aynı zamanda kendi halkına bile “Başarıyı kimin sayesinde kazandık?” sorusunun cevabını çarpıtmak anlamına gelir. Bu, Aliyev’in politikasının bir izdüşümüdür.
Karabağ zaferinin arkasında Türk mühendisinin zekâsı, Türk askerinin tecrübesi ve Türk milletinin omuz omuza verdiği destek vardır. Bayraktar TB2’lerden askeri eğitimlere, istihbarat paylaşımından uluslararası lobiciliğe kadar her alanda Ankara, sahada ve masada açık biçimde Azerbaycan’ın yanında durmuştur.
Böylesine kritik bir desteğin ardından, zaferin barış sürecine dönüşmesinde Trump’ı ön plana çıkarıp Türkiye’yi ikinci plana itmek, diplomatik bir “unutkanlık” değil; bilinçli bir siyasi tercihtir. Savaş döneminde “tek millet, iki devlet” vurgusuyla Türkiye’ye methiyeler düzmek, ancak barış anlaşması sonrası bütün övgüyü Trump’a yönlendirmek; çıkar odaklı bir dostluk anlayışının işaretidir. Bu tavrı, sadece kişisel dostluk jesti olarak değil; Azerbaycan’ın ABD ile ilişkilerini güçlendirmek ve Batı’da yeni pozisyon kazanmak için yaptığı pragmatik bir manevra olarak da görmek gerekir.
Ancak bu manevra, “zaferde yan yana, ödülde ayrı yollarda” şeklinde özetlenebilecek bir ikiyüzlülük imajı yaratmaktadır. Türkiye’yi göklere çıkarıp, iş uluslararası prestij ve vitrine geldiğinde Washington’a gül dağıtmak dostluk değil, fırsatçılıktır. Karabağ zaferinin en büyük pay sahiplerinden birini yok saymak, tarihsel hafızaya da ihanettir.
Aliyev, kardeşlik söylemlerini diplomasi masasındaki ilk fırsatta pazarlık malzemesi yapmıştır. Ankara’nın unutmaması gereken gerçek şudur: Siyasette kardeşlik yoktur; çıkar vardır. Dostluk çoğu zaman tören bitene kadardır. Zaferin namusunu sahada kazananı unutan, alkışın yönünü değiştiren lider; aslında kendi hafızasına ihanet eder.
Bu sadece siyasi bir tavır değil; halkın hafızasını sisle kapatma, gerçeği bulanıklaştırma ve kendi iktidarını tek gerçek haline getirme girişimidir. Böyle bir yaklaşım “devlet adamlığı” değil, ustaca tasarlanmış bir yanılsama mühendisliğidir.
Yazar Hakkında – Hazal Yağmur Keskin
Hazal Yağmur Keskin, hukuk, kamu yönetimi ve medya alanlarındaki bilgi ve deneyimlerini birleştirerek toplumsal konularda farkındalık yaratmayı hedefleyen genç bir gazeteci ve köşe yazarıdır. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi lisans eğitiminin son yılında öğrenimine devam eden Keskin, Adalet ön lisans programını başarıyla tamamlamıştır.
Gazetecilik kariyerine Avrupa Haber Ajansı’nda muhabir ve yazar olarak başlayan Keskin, haber takibi, röportaj, özel dosya haberleri ve köşe yazılarıyla tanınmıştır. Serbest gazeteci olarak da çeşitli gazete ve dergilerde makale, analiz ve röportajları yayımlanmıştır.
Haber yazımı, içerik üretimi, röportaj ve saha çalışmasındaki yetkinliği; analitik düşünme, araştırma ve güçlü hukuk-kamu yönetimi altyapısıyla birleşerek, özellikle ulusal ve uluslararası politika, diplomasi ve toplumsal meselelerde derinlikli analizler yapmasını sağlamaktadır.
Araştırma odaklı ve özgün içerik üretme yeteneğiyle tanınan Keskin, doğru, nitelikli ve kamu yararına hizmet eden haber ve analizleriyle kamuoyunu bilgilendirmeye devam etmektedir.
⚠️ Yasal Uyarı / Sorumluluk Reddi
Bu içerik Gündem Sivas tarafından hazırlanmış bir haber/bilgilendirme paylaşımıdır. Yazıda yer alan görüş, değerlendirme ve iddialar yazarına aittir; Gündem Sivas’ın kurumsal görüşünü yansıtmaz. Gündem Sivas, üçüncü kişiler tarafından kaleme alınan köşe yazılarının doğruluğu, eksiksizliği veya güncelliği konusunda taahhütte bulunmaz. Bu paylaşım, sadece kamuoyunu bilgilendirme amacı taşır ve hukuki bir tavsiye niteliğinde değildir.







