
ELEŞTİRMEK VE ELEŞTİRİLMEK
İcra makamında olanları yaptıklarından dolayı eleştiren çok sayıda insan var. Birde icra makamını destekleyenleri, onlara verdikleri destekten dolayı da eleştirenler var. Eleştirilen kişi ve gruplar bu eleştiriyi makul bir şekilde karşılayıp yapılan eleştirilere bir türlü tahammül edemiyorlar. Bu eleştirileri yapanlar ister pozitif ister negatif bir üslup içinde eleştirileni sunsunlar fark etmiyor. Direk reddediliyor. Reddedilmekle kalmayıp bu sefer de kendilerini eleştirenleri acımasız bir şekilde eleştirmeye başlıyorlar.
Eleştiriler karşılıklı kılıçların çekilmesine sebep oluyor. Bu durumda kendilerini eleştirdiklerinden dolayı eleştirilen kişiler veya gruplar da kendilerini eleştirdiklerinden dolayı eleştirilmeleri neticesinde onlarda karşı bir savunmaya geçerek bu eleştirileri makul karşılamayıp tahammül edemiyorlar.
Doğal olarak savunma refleksi içinde hareket eden kişiler veya gruplar bir mecrada bir araya gelemeyerek sürekli bir saldırı ve savunma modunda kalıyorlar. Bu kargaşa durumunda ise birbirlerinden istifade edebilecek görüşlerden ve pozitif eleştirilerden nasiplenemiyorlar. Güzel ve makul olanlarda arada kaybolarak bir değer ve gelişim oluşturma noktasında çıktıya dönüşemiyor.
Eleştirenler eleştirdikleri insanlar veya gruplar tarafından, eleştirilenler ise kendilerini eleştirdikleri için eleştirildikleri kişi ve gruplar tarafından düşman ilan ediliyorlar. Sonra da herkes birbirini suçluyor.
Peki ne olacak. Bu bakış açısı ile nasıl birlikte yaşayacağız. Nasıl konuşacağız. Nasıl iletişim kuracağız. Nasıl kardeşçe yaşayacağız.
Bu düşünce ile hayata ve çevresine bakanlarla ve davrananlarla nasıl bir millet, nasıl bir ulus ortaya çıkar. Vatandaşlık, komşuluk, arkadaşlık ve dostluk nasıl gelişir.
Sorumluluk sahipleri sorumsuzca davranıp ve konuşuyor, sorumluluk sahibi olmayanlarda yine pervasızca davranıp ve konuşuyor.
Bir türlü ortak bir mecra da buluşulmuyor. Toptancı bir şekilde ya reddetmekle ya da koşulsuz kabul etmekle meseleler ele alınıyor. Ya benimsin ya da kara toprağın mantığı ile insanlar bir ilişki geliştiriyor veya ilişkileri koparıyor. Bireysel ve kurumsal olarak bir özeleştiri mekanizması kurmak için çaba sarfetmiyor.
Eleştiri bir kültür meselesidir. Empati de öyledir. Bu iki kavram birey ve toplumlar tarafından içselleştirildiği oranda bir kültüre dönüşebilir. Bu iki kültürün oluşmadığı toplumlarda huzur ve barışın olması çok da mümkün değildir. Bu durumlarda ise bir kaos ortamının oluşması çok basittir. Bir manipülasyon ile kişi ve gruplar pimi çekilmiş bir bomba gibi patlamaya, yok etmeye hazır hale gelebilirler.
Empati kültüründen yoksun birey ve grupların eleştiri kültürünü kabul etmesi çok zordur. Bu bir kabullenme ve içselleştirme sonucunda müspet sonuçları doğurur. Aksi halde ortaya çıkan dinlememe, anlamama bir çatışmayı, bir krizi ve kaosu beraberinde getirir.
Şimdi ben de bu ifadelerimle hem eleştiren hem de eleştirilenleri eleştirdiğim için iki taraftan da linç edilme ihtimalim çok yüksek olacaktır.
Oysa her taraf yangın yeri. İçimiz dışımız yanıyor. Herkes su bulma derdinde. Suyun başında olanlar su dağıtımını adil ve tarafsız yaptıklarını zannederken suyu elde edenler ise bir gün ne olur ne olmaz diyerek, benim evime de fiziki bir yangın ulaşır düşüncesi ile ellerindeki suyu yangını söndürmek için kullanmak yerine stok yapmaya çalışıyorlar.
Suyu olmayanlar veya ulaşamayanlar ise yangın var dediklerinde ne yangını diyerek onu görmezden geliyorlar. Veya suyun var elinde git söndür diyorlar. Herkes topu birbirine atıyor. Bir türlü kaleyi gören yok. Top sürekli taca atılıyor. Sonra da saatlerce yorumlar yapılıyor.
Evet yangın var, su da var, insan da var. Ama hiç kimse taşın altına elini koyup ta işin ucundan tutmak istemiyor. Hep başkalarından bekliyor. Başkaları yapsın. Başkaları işleri düzeltsin. Her şey düzelince de biz gelelim, yiyelim, içelim, keyfinize bakalım modunda hareket ediliyor.
İşleri yapanların yaptıklarının mutlak manada doğru olduğuna inanmamaları ve verdikleri emek karşısında da pişman olmamaları, eleştirenlerinde sırf eleştirmek ve muhalif olma adına konuşmamaları ama eleştirel bir bakış açısını da ihmal etmemeleri ortak bir noktada buluşma adına doğru bir yaklaşım olduğunu düşünüyorum.
Biz yeter ki samimi bir şekilde kendimizin, ailemizin, şehrimizin ve vatanımızın gelişimi için, huzur ve barış içinde yaşamamız için hedefler koyalım. Hedeflerimize ulaşmak için birbirimize destek olalım. Gayret sarfetelim.
Samimiyet ve iyi niyet bizi değerli kılar. Eleştirileri fırsata dönüştürür. Eleştirmekten ve eleştirilmekten korkmayalım. Bizi her eleştirenin düşmanımız her öveninde dostumuz olmadığının bilincinde hareket edelim.
Selam ve dua ile.







