Köşe Yazıları

Ders Çalışmayı Öğretmeden, Ders Çalışmasını Beklemek

Günümüzde birçok aile, çocuğunun akademik başarısı için büyük bir çaba gösteriyor.

Maddi imkânlarını zorlayarak özel dersler aldırıyor, kurslara gönderiyor, etüt programlarına yazdırıyor. Tüm bunlar iyi niyetle yapılıyor.

Ama çoğu zaman gözden kaçan çok önemli bir nokta var:

Biz çocuklarımıza önce nasıl ders çalışması gerektiğini öğretmeden, onlardan başarılı olmalarını bekliyoruz.

Bir çocuğa kalem verip “Yaz” demekle, ona yazmayı öğretmiş olmuyoruz. Aynı şekilde bir çocuğun önüne kitap koyup “Çalış” demekle de ders çalışmayı öğretmiş olmuyoruz.

Bugün birçok öğrenci özel ders alıyor. Alanında uzman öğretmenlerle birebir ders yapıyor.

Konular anlatılıyor, sorular çözülüyor, tekrarlar yapılıyor.

Peki sonuç her zaman beklenen gibi oluyor mu?

Ne yazık ki hayır.

Çünkü çocuk, ders dışında kendi başına kaldığında ne yapacağını bilmiyor.

Nereden başlayacağını bilmiyor.

Nasıl tekrar yapacağını bilmiyor.

Zamanını nasıl planlayacağını bilmiyor.

Özel ders bitiyor, kitap kapanıyor, verim de orada kalıyor.

İşte tam bu noktada şunu sormamız gerekiyor:

Sorun gerçekten çocuğun kapasitesinde mi, yoksa yöntem eksikliğinde mi?

Çoğu zaman sorun, çocuğun zekâsında değil; yolunun olmamasındadır.

Bir çocuk, nasıl çalışacağını bilmediği sürece en iyi öğretmenden bile ders alsa tam verim sağlayamaz.

Maalesef eğitim sistemimizde “ders çalışmayı öğrenme” konusu yeterince yer almıyor. Öğrencilere konular anlatılıyor ama bu konulara nasıl hazırlanacakları, nasıl tekrar edecekleri, nasıl kalıcı öğrenecekleri öğretilmiyor.

Oysa ders çalışmak da bir beceridir.

Ve her beceri gibi öğrenilerek gelişir.

Plan yapmayı öğrenmek,

Not tutmayı öğrenmek,

Tekrar sistemini kurmak,

Hedef belirlemek,

Odaklanmayı yönetmek…

Bunların hepsi eğitim ister.

İşte biz eğitim koçları tam da burada devreye giriyoruz.

Bizim görevimiz sadece “Hadi dersine otur” demek değildir.

Asıl görevimiz, çocuğa şunu öğretmektir:

“Nasıl çalışırsan daha başarılı olursun?”

Bir öğrenciye;

Kendine uygun çalışma saatini bulmayı,

Günlük ve haftalık plan yapmayı,

Konu tekrarını nasıl yapacağını,

Yanlışlarından nasıl ders çıkaracağını,

Motivasyonunu nasıl koruyacağını

öğretmeden, ondan düzenli çalışmasını beklemek gerçekçi değildir.

Birçok aile, çocuğunun masasının başında saatlerce oturmasını “çalışmak” sanıyor. Oysa çalışmak, sadece oturmak değildir. Kitabın başında olup zihni bambaşka yerlerde olan bir çocuk, aslında çalışmıyordur.

Verimli çalışmak; kısa, planlı, odaklı ve bilinçli çalışmaktır.

Bunu bilmeyen bir öğrenci, ne kadar zaman harcarsa harcasın istediği sonucu alamaz. Sonra da kendine “Ben yapamıyorum” damgasını vurur.

En tehlikelisi de budur: Çocuğun kendine olan inancını kaybetmesi.

Oysa doğru yöntemle çalışan her çocuk ilerler.

Yavaş olabilir,

Zorlanabilir,

Hata yapabilir…

Ama yolunu bilen çocuk asla kaybolmaz.

Ailelere de burada büyük sorumluluk düşüyor. Özel ders aldırmadan önce şu soruyu sormalıyız:

“Çocuğum ders çalışmayı biliyor mu?”

Eğer bilmiyorsa, önce bu eksikliği gidermeliyiz. Aksi hâlde verilen emek, harcanan para ve geçirilen zaman boşa gidebilir.

Önce temel atılır, sonra bina yükselir. Temeli olmayan bir başarı, uzun ömürlü olmaz.

Bir eğitimci ve koç olarak şuna yürekten inanıyorum: Her çocuk doğru rehberlikle başarılı olabilir. Yeter ki ona hazır cevaplar değil, doğru yollar gösterilsin.

Balık vermek değil, balık tutmayı öğretmek…

Bizim yaptığımız tam olarak budur.

Çocuklarımıza sadece ders anlatan değil, ders çalışmayı öğreten bir sistem kurmalıyız. Çünkü gerçek başarı; başkasına bağlı kalmadan kendi yolunu çizebilen bireyler yetiştirmekle mümkündür.

Unutmayalım:

Özel ders, bir destektir.

Ama yöntem, bir temeldir.

Temel olmadan destek, ayakta duramaz.

Saygılarımla,

Betül Mülayim Taşkıran

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu