Sivas Haberleri

Çocukluk: Dün Bir Başkaydı, Bugün Bambaşka

Çocukluğun tadı bir başkaydı eskiden… Sokakta oynanan oyunların, dalından koparılan meyvenin, defter kenarına çizilen küçük resimlerin içinde büyürdük. Eğitim, yalnızca sınıf duvarları arasında değil; hayatın tam ortasında verilirdi. Büyüklerin nasihatleri, öğretmenlerin yönlendirmeleri, komşu teyzelerin bile katkısıyla çocuk, adeta hayat okulundan geçerdi.
O dönemde eğitim, yalnızca bilgi aktarmak değildi. Saygı, sabır, paylaşma, kanaat gibi değerler de eğitimin ayrılmaz parçalarıydı. Çocuklar oyunlarla sosyalleşir, sokakta birlikte öğrenir, düştüklerinde kalkmayı da, paylaşmayı da deneyimleyerek öğrenirdi. Kitaplar daha çok okunur, sohbetler daha derin olurdu.
Bugün ise manzara çok farklı… Çocuklarımızın ellerinde misket ya da seksek değil, tablet ve telefonlar var. Sokakların yerini sanal dünyalar, sohbetlerin yerini dijital mesajlar aldı. Eğitim ise büyük ölçüde sınavlara, testlere ve rekabete indirgenmiş durumda. Öğrenciler bilgiyle değil, “netlerle” ölçülüyor. Oysa bir zamanlar eğitim, hayata dair beceriler kazandırmanın da adıydı.

Geçmişte unutulmaz altın değerinde yapılan şeylerden biri de çocuklara sorumluluk verilmesiydi. Evde sofraya yardım etmek, bahçede çalışmak, büyüklerine saygıyı küçük yaşta öğrenmek… Bunlar bugünün eğitim anlayışında çokça geri plana atıldı. Oysa karakteri inşa eden, tam da bu küçük sorumluluklardı.

Elbette zaman değişiyor. Teknolojinin, modern dünyanın faydaları yadsınamaz. Ancak unutmamamız gereken şey, geçmişin altın değerlerini bugünün imkanlarıyla harmanlayabilmek. Çocuklarımız hem teknolojiye hâkim olmalı hem de insan olmanın özünü unutmamalı.

Peki bu nasıl mümkün olabilir? İşte birkaç adım:

✅ Çocuklara küçük sorumluluklar verelim: Sofra hazırlamak, bitkilere su vermek, kitapları düzenlemek gibi.
✅ Haftada en az bir gün “teknolojisiz aile zamanı” kuralım: Telefon ve tablet olmadan, sohbet ederek ya da oyun oynayarak vakit geçirelim.
✅ Eski oyunları yaşatalım: Saklambaç, ip atlama, misket… Bunlar hem hareketi hem de sosyalleşmeyi sağlar.
✅ Kitap ve sohbet kültürünü güçlendirelim: Evde ortak kitap saatleri düzenleyelim, okunanları ailece tartışalım.
✅ Çocuklara sadece ders başarısı değil, insan olmanın değerleri de öğretilsin: Saygı, sabır, empati ve paylaşma…

Çünkü ezberlenen bilgiler unutulur, ama küçük yaşta kazanılan değerler ömür boyu hatırlanır.

Bugünün çocuklarına geçmişin altın değerlerini aktarabilirsek, işte o zaman gerçek anlamda bir eğitimden söz edebiliriz.

✒️ Betül Mülayim
Eğitim Koçu

Betül Mülayim – Özgeçmiş

1990 yılında Sivas’ta doğdum. Öğretim hayatımın ilk dönemlerini Sivas’ta tamamladıktan sonra, 2008 yılında lisans eğitimim için Kıbrıs’a giderek Yakın Doğu Üniversitesi’nde İngilizce İşletme bölümünde öğrenim gördüm. 2013 yılında Türkiye’ye döndüm.

Akademik yolculuğuma daha sonra Adalet Ön Lisans programı ile devam ettim. Ardından, eğitimime Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi lisans programında devam ederek, toplumsal yapı, hukuk ve yönetim alanında derinleşme fırsatı buldum.

Eğitim alanına duyduğum ilgi ve öğrencilerle kurduğum güçlü iletişim sayesinde, kariyerimi MYK onaylı Eğitim Koçu olarak sürdürmekteyim. Eğitim ve öğretim alanında bir çok sertifika ve eğitim programlarına katıldım. Konuşmacı olarak davet edildiğim kurumlarda öğrencilerin hedef belirleme, motivasyon ve akademik gelişim süreçlerinde onlara eşlik ediyor, aynı zamanda aile-öğrenci iş birliğini güçlendiren çalışmalar yürütüyorum.

Eğitimci kimliğimin yanı sıra, eğitim, çocuk gelişimi ve toplumsal meseleler üzerine yazılar kaleme alıyor; yazılarım aracılığıyla öğrenciler, veliler ve toplum için farkındalık oluşturmayı amaçlıyorum.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu