
Bağımsızlığın Marşı
Bir vatanın var gücü ile düşmanın elinden kurtarılması, dökülen onca kanın topraklara karışıp kökleri sarması, yaşananların ve anlatılanların zihinde yer etmesi her Türk insanının bildiği bir senaryodur.
Adımınızı attığınızda o köklerin ruhunuzu okşaması ve tüylerinizi diken diken etmesi an meselesidir.
Bu denli ceht ve yiğitlikle oluşan hâdisenin bağımsızlığının sembolü Mehmet Akif Ersoy tarafından kaleme alındı. Evvela o yurdunun her türlü acı ile azim ile ve ebedi devam edecek olan o vatan sevgisi alındığını biliyordu.
Bu bilince sahip olan bir insanın itina ile yazmış olduğu marşı her okuduğumuzda gözlerimizin yaşarmasına da sebep oluyor.
Gözler ne yapsın?
Korkma! Diye başlayan bir marşın yürekleri titremesi söz konusu iken!
Eline aldığı kalemin sesi sadece Mehmet Akif’in sesi değildi.
Öğrencilerine umut olmak için bekleyen bir öğretmenin, görev aldığı yerin güvenliğini üstlenen polisin, can kurtarmak için çırpınan doktorun, yeni ufuklarla geleceğini aydınlatmaya çalışan öğrencinin ve geri döneceğini bilmemesine rağmen oğlunu, vatanın koruması için uğurlayan bir babanın sesiydi.
Bir sevda için ortak olan tüm gönüllerin sesiydi aslında Mehmet Akif Ersoy.
Kendini daha birçok insanın yerine koyarak düşüncelere boğuldu, fikirlerini hem gönül süzgecinden hem akıl süzgecinden tek tek geçirdi ve ardından yeteneğinin verdiği güç ile döküldü kelamları kağıda.
Velhasıl, değişmeden günümüze kadar icabet eden bu marşı her seslendirdiğimizde vatanımızın bağımsızlığını bir kez daha tüm dünyaya duyuruyoruz.
Nasıl ki her tohumun filizlenmesi için bir güce ihtiyacı varsa, Türk evladının her seferinde daha kudretli bir biçimde ayakta kalkabilmesi için ve bir filiz gibi dik durabilmesi için bir güce ihtiyacı vardır tabikide.
İşte biz o gücü İstiklâl marşımızı her okuduğumuzda iliklerimize kadar hissediyoruz.
O ki, İstiklal Marşı’nın her kelimesinde düşünmemizi, üstünde yaşadığımız toprağın hiç te kolay kazanılmadığını söylüyor. Yazdığı eser sayesinde, bizi birbirimize daha çok kenetleyen Mehmet Akif Ersoy, özgürlüğümüzü yazdığı marş ile kuşaktan kuşağa aktarmamızı da sağlamıştır.
Gayemiz ki, müebbeden her an bu marşımız söylensin, yine bu marşımız kalpleri bir araya getirsin. Sadece İstiklal marşımız olsun Türk’ün sığındığı güç kaynağı!
Söz sahibinde kalmaya devam etsin lakin biz yine de hatırlatalım. “Allah, bu millete bir daha istiklal marşı yazdırmasın!“







