Köşe Yazıları

Anne-Baba Olmak Yetiyor mu, Rehber Olmak mı Gerek?

Günümüz dünyasında anne-baba olmak, geçmişe göre çok daha fazla sorumluluk gerektiriyor. Artık sadece çocuğun karnını doyurmak, üstünü başını giydirmek, okula göndermek yeterli olmuyor. Çünkü çocuklarımız; bilgiye, teknolojiye, farklı düşüncelere ve sayısız uyaranın bulunduğu bir dünyada büyüyor.

Peki biz ebeveynler olarak bu dünyanın neresindeyiz?

Sadece “anne” ve “baba”mıyız, yoksa çocuklarımızın hayat yolculuğunda onlara eşlik eden birer rehber miyiz?

Eskiden çocuklar, büyüklerinin izinden giderek öğrenirdi. Hayatı, aile içinde gözlemleyerek keşfederdi. Bugün ise çocukların en büyük öğretmeni çoğu zaman ekranlar oldu.

Sosyal medya, videolar, oyunlar ve sanal dünyalar; çocukların düşünce yapısını, değerlerini ve hayata bakışını şekillendiriyor.

Bu noktada ailelerin rolü her zamankinden daha önemli hale geliyor. Çünkü çocuk, doğruyla yanlışı önce evde öğrenir. Saygıyı, sevgiyi, sabrı, empatiyi ailesinden görerek benimser.

Birçok anne-baba, iyi niyetle çocuklarının önünü açmaya çalışıyor. En iyi okula gitsin, en iyi notları alsın, en iyi mesleği edinsin istiyor. Ancak bazen bu “en iyisi olsun” isteği, farkında olmadan çocuk üzerinde büyük bir baskıya dönüşebiliyor.

Sürekli kıyaslanan, “Bak arkadaşın ne yapmış” denilen, her hatasında eleştirilen çocuklar; zamanla ya içine kapanıyor ya da kendini yetersiz hissetmeye başlıyor.

Oysa çocukların en çok ihtiyacı olan şey; koşulsuz kabul görmek ve anlaşıldığını hissetmektir.

Rehber ebeveynlik, çocuğun yerine karar vermek değildir.

Rehber ebeveynlik, çocuğa yol göstermek ama yürümeyi ona bırakmaktır.

Hata yaptığında azarlamak yerine konuşmak,

Yanlış yaptığında dışlamak yerine anlatmak,

Başarısız olduğunda suçlamak yerine destek olmaktır.

Çünkü hayat, hatalarla öğrenilir. Hatasına tahammül edilmeyen çocuk, risk almaktan korkar. Korkarak büyüyen çocuk ise potansiyelini ortaya koyamaz.

Bir eğitimci olarak şunu sıkça gözlemliyorum: Kendine güvenen çocukların arkasında genellikle onları dinleyen, fikirlerine saygı duyan aileler vardır.

Bu aileler çocuklarına “Sen değerlisin” mesajını sadece sözle değil, davranışlarıyla da verirler.

Aynı sofrada yemek yemek,

Göz teması kurarak sohbet etmek,

Gününü sormak,

Derdini dinlemek…

Bunlar küçük gibi görünen ama çocuğun ruh dünyasında büyük izler bırakan davranışlardır.

Rehberlik etmek, aynı zamanda rol model olmaktır. Çocuklar söyleneni değil, yapılanı örnek alır. Kitap okumayan bir ebeveynin çocuğundan kitap okumasını beklemesi, sürekli telefonda olan bir anne-babanın çocuğuna “Az ekranla oyna” demesi çoğu zaman etkili olmaz.

Önce biz değişmeliyiz ki çocuklarımız da değişebilsin.

Bugün çocuklarımızdan sadece başarılı bireyler olmalarını değil; vicdanlı, dürüst, sorumluluk sahibi insanlar olmalarını da bekliyoruz. İşte bu değerler, ders kitaplarında değil, aile ortamında öğrenilir.

Bir çocuk, evinde adalet görürse adil olur.

Sevgi görürse sevmeyi öğrenir.

Saygı görürse saygılı olur.

Anne-baba olmak bir unvandır.

Rehber olmak ise bir emektir.

Sabır ister, zaman ister, fedakârlık ister.

Ama sonunda özgüvenli, mutlu ve sağlam karakterli bir evlat yetiştirmenin huzurunu da beraberinde getirir.

Bu yüzden kendimize şu soruyu sormalıyız:

“Çocuğumun hayatında sadece ebeveyn miyim, yoksa yoluna ışık tutan bir rehber miyim?”
Cevabımız, geleceğimizi belirleyecektir.

Saygılarımla,


Betül Mülayim Taşkıran

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu