Gündem

Uygur Türklerinin Vicdanı İlham Tohti Nobel Barış Ödülü’ne Aday: Dünya Akademisi ve İnsan Hakları Cephesi Harekete Geçti


Muhabir: Gizem TÜRKMEN

Uygur Türkü akademisyen İlham Tohti, barışçıl mücadelesi nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Dünya kamuoyu süreci yakından izliyor.

Uygur Türkü akademisyen Doç. Dr. İlham Tohti, Çin’de yürüttüğü barışçıl insan hakları mücadelesi nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Müebbet hapis cezasına rağmen şiddet dışı ve hukuka dayalı yaklaşımıyla uluslararası kamuoyunun takdirini kazanan Tohti için akademisyenler, parlamenterler ve insan hakları kuruluşları ortak çağrıda bulundu. Adaylık süreci dünya çapında büyük yankı uyandırdı.


İlham Tohti Kimdir? Uygur Türklerinin Hak Mücadelesinde Simgesel Bir İsim

Uygur Türkü ekonomist ve akademisyen Doç. Dr. İlham Tohti, Çin’in başkenti Pekin’de uzun yıllar öğretim üyesi olarak görev yapmış, akademik çalışmalarını insan hakları, etnik eşitlik ve barışçıl çözüm arayışları üzerine yoğunlaştırmış bir bilim insanıdır. Tohti, yürürlükte olan Çin Halk Cumhuriyeti Anayasası, Bölgesel Özerklik Yasası ve Din ve İnanç Yasası gibi mevzuatlarda Çinli olmayan halklara tanınan ancak uygulamada hayata geçirilmeyen hakların uygulanması için yıllarca akademik ve sivil bir mücadele yürüttü.

Bu yaklaşımı nedeniyle hem Çin kamuoyunda hem de uluslararası çevrelerde “Uygurların Vicdanı” olarak anılan Tohti, şiddeti kesin bir dille reddeden, hukuku esas alan ve diyalog çağrısı yapan duruşuyla öne çıktı.


Müebbet Hapis Cezası ve Uluslararası Tepkiler

İlham Tohti’nin barışçıl ve meşru yollarla Doğu Türkistan başta olmak üzere Çin’de yaşayan etnik toplulukların sorunlarına çözüm arayışı, Çin yönetimi tarafından karşılık bulmadı. Artan baskı politikalarının hedefi hâline gelen Tohti, 2014 yılında tutuklandı ve iki gün süren sembolik bir yargılama sürecinin ardından müebbet hapis cezasına çarptırıldı.

Uluslararası ifade özgürlüğü ve akademik özgürlük kuruluşları, bu kararı “şiddete başvurmadan hak aramanın cezalandırılması” olarak nitelendirdi. Tohti’nin tutukluluk koşullarının son derece ağır olduğu, 2015 yılından bu yana ailesiyle toplamda yalnızca 10 saatten az görüşmesine izin verildiği uluslararası raporlara yansıdı.


Prestijli Uluslararası Ödüllerle Tescillenen Bir Mücadele

İlham Tohti’nin insan haklarına dayalı mücadelesi, dünya çapında çok sayıda prestijli ödülle onurlandırıldı. Bunlar arasında:

  • Avrupa Parlamentosu Sakharov Düşünce Özgürlüğü Ödülü,
  • Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi Vaclav Havel İnsan Hakları Ödülü,
  • PEN Özgürlük İçin Yazma Ödülü,
  • Martin Ennals İnsan Hakları Savunucuları Ödülü,
  • Liberal International Özgürlük Ödülü ve
  • Freedom Award
    gibi uluslararası saygınlığa sahip ödüller yer alıyor.

Bu ödüller, Tohti’nin şiddet dışı, hukuki ve akademik temelli mücadelesinin evrensel değerlerle örtüştüğünü ortaya koyuyor.


Nobel Barış Ödülü Adaylığı: Akademi ve Siyasetten Güçlü Destek

Kırım Haber Ajansı’nın aktardığı bilgilere göre İlham Tohti, resmen Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterildi. Bulgaristan ve Avrupa Parlamentosu üyesi İlhan Küçük’ün öncülüğünde; Avrupa Liberalleri ve Demokratları İttifakı (ALDE) ile Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Organizasyonu (UNPO) tarafından hazırlanan başvuru metni Nobel Vakfı’na sunuldu.

Adaylık süreci kapsamında yalnızca sosyal bilimler alanında yaklaşık 1000 doçent ve profesör İlham Tohti’yi Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterdi. Başvuruların ocak ayı sonuna kadar devam edeceği bildirildi.


Ankara’da Basın Toplantısı Düzenlenecek

İlham Tohti’nin Nobel Barış Ödülü sürecine ilişkin kamuoyunu bilgilendirmek ve Doğu Türkistan’daki güncel gelişmeleri değerlendirmek amacıyla Ankara’da yemekli bir basın toplantısı düzenlenecek. Toplantı, 28 Ocak 2026 Çarşamba günü saat 18.00–21.00 arasında, Meyra Palace Otel’de gerçekleştirilecek. Organizasyon, resmi makamlarla koordineli olarak Ankara Valiliği sınırları içerisinde yapılacak (bkz: https://www.ankara.gov.tr).


Küresel Vicdanın Sınavı

Uzmanlara göre İlham Tohti’nin Nobel Barış Ödülü’ne layık görülmesi, yalnızca bireysel bir ödüllendirme değil; aynı zamanda barışçıl hak mücadelesi veren tüm akademisyenler ve sivil aktörler için güçlü bir mesaj anlamı taşıyor. Süreç, insan hakları, ifade özgürlüğü ve akademik bağımsızlık açısından küresel ölçekte yakından izleniyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu