Köşe Yazıları

Sınav Takviminden Çocuk Takvimine Ne Zaman Geçeceğiz?

Bu hafta eğitim gündeminin merkezinde yine sınavlar var. LGS, YKS, deneme sınavları, haftalık programlar, net sayıları, yüzdelik dilimler…

Okul panoları dolu, ajandalar dolu, rehberlik servisleri yoğun. Ama çocukların iç dünyası ne durumda, bunu konuşan çok az.

Eğitim sistemimiz uzun zamandır başarıyı sayılarla ölçüyor. Kaç net, kaç puan, kaçıncı sırada… Oysa eğitim, sadece ölçme işi değildir. Eğitim; insan yetiştirme, karakter inşa etme, hayata hazırlama işidir. Bir çocuğun sadece ne bildiğini değil, nasıl hissettiğini de hesaba katmak gerek.

Bugün öğrencilerle yaptığım her görüşmede şunu görüyorum: Çocuklar yorgun. Fiziksel bir yorgunluk değil bu; zihinsel ve duygusal bir tükenmişlik. Daha ortaokulda “ya kazanamazsam” kaygısıyla uykuları kaçan çocuklar var. Lisede “hayatım bu sınava bağlı” diye düşünen gençler var.

Sınavlar elbette olacak. Ölçme elbette gerekli. Ama sorun şu: Biz sınavları bir araç olmaktan çıkarıp amaç haline getirdik. Çocukların hayatı, sınav takvimlerine göre şekilleniyor. Oysa çocukların da bir takvimi olmalı. Dinlenme hakkı olan, yavaşlama payı bulunan, hata yapmaya izin veren bir takvim…

Çünkü hiçbir çocuk aceleyle büyütülmemeli. Hiçbir başarı, ruh sağlığının önüne geçmemeli. Eğitimde başarı; sadece sonuca ulaşmak değil, o yolda zarar görmeden yürüyebilmektir.

Belki de artık şu soruyu yüksek sesle sormalıyız:

Sistemi mi yaşatıyoruz, çocukları mı?

Eğitim Koçu
Betül Mülayim Taşkıran

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu