Köşe Yazıları

Gazze; Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil

15 Mayıs 1948’den bu yana asalak bir hayvan gibi Filistin’in üzerine çöken bu kan emicilerin zulmü, hainliği ve verdikleri zarar o kadar korkunç ki… Bizlerin buna sessiz kalması, elimizden bir şey gelmemesi insanın yüreğini paramparça ediyor.

Bu yazımda ümmet-i Muhammed’in en büyük yarası olan Filistin’e değinmek istedim.

Filistin halkının öyle bir geçmişi var ki, bize adeta ders veriyor. O ders; canlarından, mallarından, anne-babalarından, evlatlarından vazgeçmeyi göze alıp davalarından, topraklarından ve dinlerinden asla taviz vermeyenlerin dersi. Onların azmine her defasında imreniyor, yaptıklarının binde birini yapamadığım için kendimden utanıyorum.

Elbette ki onlar hakkında nice yalanlar söylendi, iftiralar atıldı. Ama günün sonunda öyle bir mücadele verdiler ki, bütün o yalanlar ve iftiralar bu mücadelenin altında ezildi, parçalandı ve de yok oldu.

Peki biz bu zulmün neresindeyiz? Bu imtihanda hangi noktada kaybediyoruz? Toplumun büyük bir kısmı ortak bir dille destek veriyor gibi görünse de, bu destek çoğu zaman sözden öteye geçemiyor. Araştırmalar da gösteriyor ki, en basit anlamda bile harekete geçemiyoruz. Hepimizin bağımlısı olduğu, “asla onsuz yapamam” dediği alışkanlıklarla imtihan oluyoruz ve ne yazık ki kaybediyoruz.

Bu acı bir gerçek… Çünkü konuyu en iyi bilenler bile gerektiği gibi savunamadı. Bazı ülkelerde etkili projeler hayata geçirildi, güzel örnekler ortaya kondu. Ama biz, bunları alıp kendi hayatımıza ve çevremize uygulamakta bile yetersiz kaldık.

Eğer bir duruş sergileyeceksek, bu duruş her şeyden önce İslami bir duruş olmalı. Öyle bir duruş ki; yalnızca Filistin’de değil, dünyanın neresinde olursak olalım, bu davaya saldırmaya niyetlenen her düşman bu duruşu hatırlayıp geri adım atmalı.

İnsanlığın Çırpınışı: Sumud Hareketi

Son günlerde gerek sosyal medyada gerekse televizyonlarda sıkça karşımıza çıkan, birçok ülkeden gönüllülerin destek verdiği Sumud Filosunun hazırlıkları tamamlandı. İnşallah Akdeniz açıklarında birleşip Gazze’ye doğru hareket edecekler.

Bizlere düşen ise bu hareketin tanıtımını yapmak, duyurmak ve sahiplenmek. Çünkü gördük ki, birçok ülke sessiz kalıyor; ses çıkaranlar bile kınamanın ötesine geçemiyor. Bizler, bu global direnişi yerele indirmeli; mahallelerimize, ev sohbetlerimize, buluşmalarımıza, gündelik hayatımıza kadar taşımalıyız.

Her sohbetimizde Gazze’yi konuşmalı, Filistin’i savunmalı, Doğu Türkistan’a ağlamalı, boykot etmeli, dua etmeli, gözyaşı dökmeliyiz.

Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.
Boykot’la kalın.

Ahmet Turan Ergüt

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu